Vatan Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vatan Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2017 Perşembe

TRABZON MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN: EVETÇİLERİN KAMPANYASINDA İLERİ SÜRÜLEN İDDİALAR...

TRABZON'DA KONUŞAN MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN: 
"EVETÇİLERİN KAMPANYASINDA İLERİ SÜRÜLEN İDDİALAR..."
Milli Anayasa Hareketi Başkanı Hasan Korkmazcan referandum sürecine ilişkin konuştu, "Hükümet kampanya boyunca anayasadan doğan hak ve yetkilerini millet için değil, 'evet' kapmanyasını yürütenler için kullanmaktadır.
Milli Anayasa Hareketi Başkanı  Hasan Korkmazcan referandum sürecine ilişkin konuştu, " Hükümet kampanya boyunca anayasadan doğan hak ve yetkilerini millet için değil, 'evet' kapmanyasını yürütenler için kullanmaktadır. İmamdan banka memuruna kadar bütün kamu görevlileri adeta birer kampanya elamanına dönüştürülmüştür. Evetçilerin kampanyasında ileri sürülen iddialar bugünden çökmüştür" dedi.
Milli Anayasa Hareketi üyleri,  Trabzon  Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenledikleri basın toplantısıyla Anayasa değişikliği ve referanduma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ulaştırma eski Bakanı  Enis Öksüz ve Milli Savunma eski Bakanlarından Barlas Doğu'nun da hazır bulunduğu toplantıda konuşan Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Anayasa Hareketi Başkanı  Hasan Korkmazcan, 16 Nisan'daki referandumda vatandaşların ülkenin geleceğini belirleyeceğini söyledi.
Referandum sürecinde iktidar partisinin kampanyalarının anayasaya aykırı olduğunu belirten Korkmazcan, "İktidar telaşla hukuk ve siyasi ahlak kurallarını dikkate almayan bir 'Evet' kampanyası yürütmektedir. İktidarın kampanyası adeta devletin millet iradesine saldırısına dönüşmüştür. İktidarın kampanyası Anayasa'ya açıkça aykırı, seçim kanunlarını çiğneyen, seçim denetimi ile görevli  Yüksek Seçim Kurulu'nun varlığını hiçe sayan bir mahiyete bürünmüştür. İktidar peşin olarak hukuk dışı bir kanun hükmünde kararnameyle YSK'nın denetim yetkilerini kısıtlamıştır" dedi.
'İDDİALAR BUGÜNDEN ÇÖKMÜŞTÜR'
Cumhurbaşkanı'nın yeminindeki tarafsızlık ilkesini çiğnediğini öne süren Korkmazcan şöyle konuştu: " Hükümet kampanya boyunca Anayasa'dan doğan hak ve yetkilerini millet için değil, evet kapmanyasını yürütenler için kullanmaktadır. İmamdan banka memuruna kadar bütün kamu görevlileri adeta birer kampanya elamanına dönüştürülmüştür. Evetçilerin kampanyasında ileri sürülen iddialar bugünden çökmüştür. Türk milleti 'Hayır' oylarıyla 16 Nisan'da dış kaynaklı anayasa dayatmalarına gereken cevabı verecektir.  Türkiye17 Nisan itibarı ile gerçek gündemi olan terör kılıklı saldırıları ortadan kaldırmak, komşuları ile barışı sağlamak ve yeniden milli ekonomiyi kuracak, milli seferberliği başlatacaktır."

27 Temmuz 2016 Çarşamba

HASAN KORKMAZCAN: "Türkiye birlik içinde FETÖ darbesi ile mücadele ederken “Yeni Anayasa” talebi Türkiye’ye sabotaj olacaktır..."

MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN: “YENİ ANAYASA TALEBİ” TÜRKİYE’YE SABOTAJDIR

MİLLİ Anayasa Hareketi Başkanı ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan KORKMAZCAN Türkiye birlik içinde FETÖ darbesi ile mücadele ederken “Yeni Anayasa” talebinin Türkiye’ye sabotaj olacağını bildirdi.
Hasan KORKMAZCAN, Cumhurbaşkanı Recep Tayip ERDOĞAN başkanlığında yapılan; Başbakan ve AKP Genel Başkanı Binali YILDIRIM, CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ve MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin katıldığı zirveyi ve sonrasında yapılan “Yeni Anayasa” açıklamasını değerlendirdi.
Zirve sonrasında yapılan açıklamada “Yeni Anayasa”dan söz edildiğini kaydeden Hasan KORKMAZCAN, “Şu anda Türkiye’ye yönelik saldırıya karşı milli bir duyarlılık oluştu. Herkes darbeye karşı birlikte hareket etti. Bu birlikteliği bozacak her türlü hareketten kaçınmak gerekir. Türkiye birlik içinde FETÖ darbesi ile mücadele ederken ‘Yeni Anayasa’ talebi bu birliği bozar. 
Bu girişim Türkiye’ye sabotaj olur. Yaşanan darbe girişimi mevcut anayasadaki boşluklardan kaynaklanmadı” dedi.
Türkiye’nin birliğini bozmak için fırsat bekleyen çevreler olduğunu vurgulayan KORKMAZCAN, bu çevrelere alet olunmamasını istedi. KORKMAZCAN şunları söyledi: “Şu anda tek gündemimiz milli birlik ve bütünlüğümüzü korumak olmalıdır. İç ve dış terör odaklarının etkisiz kılmak için çalışılmalıdır. Bunu olumsuz etkileyecek, halk arasına nifak sokacak girişimlerden uzak durulmalıdır. Milli Anayasa hareketi olarak bu konudaki görüşlerimizi bir bildiri ile açıklayacağız.”

29 Nisan 2016 Cuma

MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BİNLERCE YURTSEVERİ ANKARA'DA BULUŞTURDU

Milli güçler, 'Türksüz Anayasa'ya karşı birleşti. 
Milli Anayasa Hareketi Kurultayı Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce vatanseverle Ankara’da toplandı
Türk Milleti" ifadesini hedef alan yeni anayasa girişimine karşı başlatılan Milli Anayasa Kurultayı Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde devam ediyor. Binlerce yurttaşın katıldığı kurultayda AKP'nin bölücü ve gerici bir anayasa yapmak istediğinin altı çizildi.
Saat 12'de başlayan kurultayda sık sık Bölücü gerici anayasaya geçit yok, Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganları atıldı.
Eski Meclis Başkanı Hasan Korkmazcan'ın yönettiği kurultaya Kumpas davalarında tutuklanmış bir çok aydın, sanatçı, Vatan Partisi yöneticileri, DSP yöneticileri katıldı.
Eski CHP Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, AKP'nin yeni anayasasına karşı Milli Anayasa Kurultayı'nın 11 maddeden oluşan sonuç bildirgesini tek tek okudu, salondaki yurttaşların oyuna sundu. Yurttaşları Milli Anayasa Hareketinin çatısı altında toplanmaya çağıran Güler, "Türk Milleti'ni anayasadan sildirtmeyeceğiz" dedi. Bölücü ve gerici anayasaya geçit verilmeyeceği vurgusu yapılan bildiri, oy birliği ile kabul edildi. Milli Anayasa Hareketi Yürütme kurulu üyesi Prof. Dr. Birgül Ayman Gülerin açıkladığı sonuç bildirgesi şöyle:
Vatanımız ve Cumhuriyetimiz, uzun süreden bu yana büyük saldırılar altındadır. Ülkemizin varlığının tehdit edildiği bugünlerde, biz Türk vatandaşları, Yeni Anayasa yaptırarak Gazi Meclis’i anayasal düzeni ortadan kaldırma gibi ağır bir siyasal suç işlemeye sürükleyenlere karşı, 27 Mart 2016 günü Ankara’da toplandık ve aşağıda belirttiğimiz tutumda birleştik.
1.    Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi bölünmez bir bütündür. Topraklarımız üzerinde birden fazla egemenlik alanı yaratılamaz. Bölgecilik yapılarak özerklik, federasyonculuk güdülemez. Ülkemizin bir karış toprağından vazgeçilmesi söz konusu dahi olamaz.
2.    Türkiye Cumhuriyeti’nde egemenlik Türk Milleti’ne aittir. Çokkültürcülük adına etnik ayrılıkçılık, ümmetçilik adına mezhebi parçalanma yoluyla Türk Milleti’nin bütünlüğü bölünemez. Ulusun varlığıve egemenlik hakları, hiçbir koşulda ortadan kaldırılamaz.
3.    Milli birliğimizin sağlamlaşarak sürdürülmesi, egemenlik ve bağımsızlık haklarımızın dokunulmazlığı için, 1919’dan sonra bir kez daha, tarihsel bir görev ile karşı karşıyayız. Bu görev‘müdafaa-i hukuku milliye' görevidir. Bu görevi üstleniyor, ulusal haklarımızı savunma mücadelesinden bir an bile geri durmayacağımızı ilan ediyoruz.
4.    Her türlü kültürel ve toplumsal özelliklerimizin red ve inkarına karşı olduğumuz gibi, bu özelliklerimizi Türk Milleti’ni etnik – mezhebi topluluklara bölme aracı yapan her türlü kimlikçiliği ve siyasallaştırmayı reddediyoruz. Etnikçi ve ümmetçi kesimlerle bunları destekleyen dış dünya aktörlerine, Türk Milleti’nin varlığına ve haklarına saygı göstermelerini hatırlatıyor ve bu yöndeki Yeni Anayasa girişimlerinden vazgeçmelerini ihtar ediyoruz.
5.    Anayasa’dan Türk Vatandaşlığı statümüzü silmeye ve egemenliği Türk Milleti’nden almaya yeltenen Yeni Anayasa saldırısına karşı, varoluşumuzu savunma ve direnme esasının meşru olduğunu ilan ediyoruz.
6.    Siyasal ümmetçilik güdenlerin ortadan kaldırmak istedikleri milli devlet, bireysel ve sosyal özgürlüklerimizin güvencesi olan laikliğin koruyucu zırhıdır. Laikliği ortadan kaldırarak bireysel hak ve özgürlüklerimizi cemaatlere devredecek, halkımızı mezheplerin, inanç gruplarının iktidar savaşlarına mahkum edecek birYeni Anayasa’ya karşı, yurttaşlık haklarımızı ve özgürlüğümüzü savunma ve direnme esasının meşru olduğunu bildiriyoruz.
7.    Cumhuriyetimizin kuruluş ve gelişmesinde temel olmuş hükmetme biçimi, kaynağını meclisten alan parlamenter hükümet sistemidir. Bunu ortadan kaldırmak, basit bir hükümet işleyişi değişikliği değil, egemenliğimizin kullanılış tarzını değiştirmek anlamı taşır. Egemenlik hakkımızı, hiçbir partizan hedefe ve hiçbir kişisel hevese kurban etmeyeceğimizi açıklıyoruz.
8.    Yeni Anayasa, etnik bölücülükle 2008 yılından bu yana yapılan hukuk dışı “müzakere”lerin nihai halkasıdır. Yeni Anayasa ısrarıyla bölücü çevrelerin taleplerini müzakereye açmak, bölücü teröre karşı yürütülen savaşa ciddi zararlar vermektedir.Şimdiye kadar yapılmış yasa dışı sözde “müzakere ve mutabakatlar”ın Yeni Anayasa hüllesiyle anayasal düzen haline getirilmesi, hiçbir koşulda kabul edilemez.
9.    Yeni Anayasacılığın ana damarı dışarıdadır. Yeni Anayasalar, dünyada ve bölgemizde yeniden bir paylaşım savaşı yürüten küresel emperyalizmin saldırı aracıdır. Ülkemizde sözde çok kültürcülük, etnikçilik, mezhepçilik peşinde sürüklenenleri, çağımızın bu çıplak gerçeğini fark ederek, bu gayrımilli saldırganlığa alet olmaktan vazgeçmeleri için uyarıyoruz.
10.    Büyük Ortadoğu Projesi temelinde Kuzey Afrika ülkelerinde, komşularımız Irak’ta, Suriye’de tanık olduğumuz gerçek, milli varoluşların ortadan kaldırılmasından ve ülkelerin kabile - aşiretlere, etnisite - mezheplere ayrıştırılmasından, parçalanmasından ibarettir. Ulusal varoluşları ve hakları yok edilmeye çalışılan komşularımızın, tüm dünya uluslarının ve insanlığın kutlu geleceği için, küresel emperyalizmin tam karşısında olduğumuzu duyuruyoruz.
11.    Milli Anayasa Hareketi, karşı karşıya olduğumuz Atatürksüz, Türksüz, bölücü gayrımilli anayasacılık saldırısına karşı, ulusal varlığımızı, milli birliğimizi, vatanımızın bütünlüğünü ve bu değerlere ilişkin tüm haklarımızı savunma ve direnme kararlılığını ifade eder. Aynı iradeye sahip bütün siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, toplulukları ve kişileri, hiçbir ayırım gözetmeksizin,bu iradeyi yükseltmeye çağırır.
14.48: Türkiye Sanatçılar Birliği Başkanı İnci Özdil konuştu. İnci Özdil: "Yeni anayasa intihar demektir. İntihar etmek isteyen var mı aranızda. Burada olanlar istemiyoruz tabii ki, biz milli anayasa hareketiyiz. Biz tek tumruğuz. Yeni anayasa bir projedir. Yeni anayasa birliğe, kardeşliğe çomak sokmak demektir."
14.40: TESUD Başkanı emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş konuştu
 Erdoğan Karakuş: "İlk 3 madde değişirse Ankara başkent olmaktan çıkacak. Çorumlular Yozgatlılar nereye gideceksiniz? Soruyorum. Yeni anayasanın sizlere neleri kaybettireceğini farkına varın. En azından çoluğunuzu çocuğunuzu önemseyin."
14.33: 24. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Nur Serter konuştu
14.18:  Ulaştırma eski Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz konuştu.
Enis Öksüz: "Canavar emperyalist devletler, yeni anayasa ile boynumuzu kesmeye çalışıyor. Milleti ayıranlar birleştirici bir anayasa çıkaramazlar. Yeni anayasaya izin vermeyeceğiz!"
14.10: TGB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz konuştu.
Cengiz'in açıklamalarının satırbaşları şöyle:
"Cesaret önemli. ABD'nin bölücü ve gerici terör örgütlerinin, patlayan bombalarının korku iklimine bir cevaptır. Terör örgütlerinin bombalarından korkmuyoruz!
İnsan korkar, ama millet korkmaz, korkmamalı. Türk milleti teröre asla baş eğmeyecek. Cesaretin onurlu ve şerefli bir hayat sürmeye faydası var. Ölüm kusanlara buradan kararlılığımızı ifade ediyoruz.
Başaramayacakları birşeyi dayatıyorlar. Mücadele örgütlü olur. MAH'ın bizleri birleştirmesi örgütlü mücadelenin gereği olan hedefler koyması gereklidir. Ordumuzun, polisimizin, korucumuzun 24 Temmuz'da başlattığı hareket, MAH mücadelesiyle birlikte gidecektir ve en kısa sürede zafere ulaşacaktır.
Milli olmayan anayasayı milli etiketiyle sunmaya çalışıyorlar. Bu ülkede milli olan biziz! Kuvvetli olan çoğunluk olan biziz!
Türk gençliği bir kere ayağa kalktımı hiçbir işi yarım bırakmaz. Aksini iddia eden 19 Mayıs 2016 günü Atatürk’ün evine baksın! Atatürk gençliği gericilere bölücülere karşı orada olacaktır!"
14.00: Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu Konuştu.
Eminağaoğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Anayasayı kurucu meclisler yapar. Anayasa yapma yetkisi olmayan bir meclis insan unsurların gözünü dikmiş olan meclis, yeni anayasa diyerek yola çıkmışsa bizim görevimiz bunun karşısında durmak ve Cumhuriyeti sonuna kadar yaşatmaktır." 
13.56: Hacı Bektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Salmanpakoğlu konuştu.
Salmanpakoğlu'nun açıklamalarının satırbaşları şöyle:
"Bu vatana sahip çıkmak için yüreğini ortaya koyan ey vatanseverler, merhaba!
Türkiye üzerine oynanan oyunların bugünlere kadar gelişinde her zaman karşımıza çıkan bir çelişki vardır. Bu çelişki aydınlanma ile karanlığın çelişkisidir.
İşimiz bu kurultayda, aydınlanmanın ne olduğunu herkese ifade etmek durumundayız. Bunun için buradayız.
Anayasayı değiştirceklermiş, nasıl değiştirecekler? İktidarın tuzaklarına düşmeyeceğiz. Bunun için buradayız. Mücadele edeceğiz."
13.30: Kültür Eski Bakanı Namık Kemal Zeybek konuştu.
Zeybek, "Yeni anayasa bir tuzaktır. Ülkemizi karmaşaya sokan gelişmelerin son noktası olacak. Bu noktada sağ- sol, çekilişleri kalmamıştır. Aklımızı başımıza alalım." dedi.
Zeybek'in açıklamaları şöyle:
13. 25: 24. Dönem CHP Uşak Milletvekili Av. Dilek Akagün Yılmaz konuştu.
Akagün'ün açıklaması şöyle:
Bunca güzel konuşmadan sonra konuşma yapmak zor olsa gerek
Sizlerden birisi olarak bende burada dişlerin sesini dile getirmek istiyorum
Bu ülkenin geçen kemalistler aydınları sizleri selamlıyorum
Hepimizz biliyoruus ki ülkemize abd tarafından dayatılan bu anayasa emperyalist bir projedşr. Bizi açıkça tehdit ediyorlar. Bu tehditleri sadece bize yapmıyorlar bütün ezilenn uluslara yapıyorlar.
Çok etkili dili kimlşkli bşr yapı yapılarak ülkeleri parçalıyorlar.
Bu proje bize şu an anayasa olarak karşımıza çıkıyor. İzin vermeyeceğiz
Bazı solcu arkadaşlarımız HDP'yi çok laik sanıyorlar ama meclise verilen yönergeleri inceleyelim. Verilen maddelere bizim evet diyeceğimizi sanıyorlar. Ama yanılıyorlar demeyeceğiz.
IŞİD ve PKK terörüyle ve ABD tehditleriyle yeni anayasa dayatması ile "bu ülkenin  ulus devleti yıkılsın, laik devleti yıkılsın, çağdaş devleti yıkılsın" diye uğraşıyorlar . Biz de burdan onlara sesleniyoruz: Biz çağdaş, laik cumhuriyet rejimini yıktırtmayacağız.
13.18: Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek konuştu. Perinçek:  Bölücü anayasa girişimi terörle ittifak halindedir
Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek'in açıklamaları şöyle:
Doğu Perinçek: "Mustafa Kemalin askerleriyiz!
Sayın başkan, Milli Anayasa Hareketi'nin sayın yöneticileri;
Edirne'den, Tekirdağ'dan, Hakkari, Muş, Varto, Van, Artvin, Trabzon, Samsun, Mersin, Adana, Antalya, İç Anadolu bozkırlarından kurultayımıza gelen, birbirine kenetlenen değerli delegeler;
Hepinizi yürekten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Önce buradan meydan okuyoruz. Atatürk'ün başkenti, devrimci türkiyeyi kuran cumhuriyeti kuran milletimizi birleştiren, bize vatan armağan eden büyük hareketin başkenti Ankara'dan meydan okuyoruz!
Terörle, canlı bombalarla Türkiyemizi yeniden düzenlemeye kalkanlara, bölücü anayasa dayatanlara meydan okuyoruz. Onların yobaz ve bölücü terör örgütlerini hendeklere gömen bir Türkiye var, TSK ile polisiyle ve korucusuyla. Bu yeni anayasa dedikleri bölücü anayasa hendeklere gömülen bölücülüğü hendeklerden kurtarma girişimidir.
Şimdi bölücü teröre ve bölücü anayasaya karşı mücadele vardır. İkisi de Türkiye'nin vatan bütünlüğünü koruma, çağdaş, halkçı, bağımsız Türkiye'yi kurma mücadelesi. Bugün canlı bombalarla terörle bir anayasa dayatılıyor. Ülkemizde canlı bombalar var. Birinci canlı bomba burada Türklüğü anayasadan dışarı sürmek. Türk milletinin kurduğu bir Türkiye'de Türklüğü anayasadan atmaya kalkanların alnını karışlıyoruz. Bu girişimi hendeklere gömmeye kararlıyız.
İkinci canlı bomba özerklik. Türkiyede ayrı otorite alanları oluşturmak, belli bölgeleri etnik iddialarla ABD vesayeti altında yönetmeye kalkmak. Bu girişimin yerle bir olacağını buradan bütün dünyaya ilan ediyoruz. Özerklik, sen benden değilsin, ötekisin, başkasısın anlamına gelir. Bu girişim de milletin bağrına çarpacak, okyanus ötesine dönecek!
Türk milletini bölme girişimi bölücü terörle ittifak halindedir. Bölücü anayasa girişimi, bölücü terörün müttefikidir.
Tayyip Erdoğanlara, Davutoğullarına buradan ihtar ediyoruz. Milleti bölmeyin, Cumhuriyet'in ayakları altında kalacaksınız, Türk Milletinin ayakları altında kalacaksınız!
13.11 Adalet Eski Bakanı ve DSP Başkanlık Kurulu Üyesi Hikmet Sami Türk Konuştu.
Hikmet Sami Türk'ün konuşması şöyle:
13.00:
12.51: Türkiye Barolar Birliği Temsilcisi Prof. Dr. Necdet Basa, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'nun mesajını okudu.
"Bu önemli toplantı türkiyede demokrasinin işleyişi ve hukuk devleti işleyişinin,  vahim noktalara ulaştığı bir dönem daha olmamışştır.
Bu zor süreçte mensubu olmaktan gurur duyduğum hukukun üstlünğüne inanna egemnliğin kayırsız şartsız olduğu, güçlü olduğu için haklı olmak yoktur diyerek devam ediyoruz. Israrla hukukun üstünlüğüne savunmaya devam ediyoruz. Temel hak ve özgürlükli sınırlandırılması karşısında sessiz kalmıyoruz. İfade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldrıan, bireyin ve toplumun savunucular-ı olarak görevimizi icra ediyoruz.
Biliyoruz ki toplumların birkte yaşama iradesi sevgisaygı hoş göre iradesi büyür ve adaletle yaşatır.
Çağdaş anaysalar egenliğin milletin, vekillerin istedikleri zaman geri almasını açık tutarlar ve tutmak zorundalar.
Ülkemizin gündemini yeni ayasa belirliyuotr. Ancak ülkenin önceliği yeni aysa değildir. Anaysanın ilk üç maddesinde yer alan 3 naddeden, hukukun üstlüğünden çoğulcu demokratik anlayıştan çağdaşlıktan, ulusallıktan asla taviz verilemez.
Her yeni anayasa genelde devrim ve karşı devrim kurucu iradenin manifestosudur. Kurucu ideolojiyi yansıtan belgedir. Bizim anaysamızın belgeside, anayasamızın 4. maddesine göre değiştirelemez ve teklif dahi edilemez.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve  Türkiye Barolar Birliği adına kurultaya selamlarımı saygılarımı iletiyorum"
12.48: TBMM eski Başkanı Hasan Korkmazcan konuştu. Korkmazcan: "Bölücü anayasa girişimini tarihin çöplüğüne atacağız" dedi.
Korkmazcan'ın açıklamaları şöyle:
“Değerli vatanseverler, Türkiyemizin 81 ilinden Varto'dan Edirne'den Marmaris'ten Artvin'den Türkiye’nin kalbinin yeniden ankarada atmaya başladığını göstermek için dünden itibarenn yollara düştünüz Türkiye'nin herhangi bir salonunda herhangi bir meydanında insanlar bir araya gelemesinler diye emperyalizmin bombalarının patlatıldığı, tehtidlerin yapıldığı terör estirildiği bir dönemde ankarada bir kararlılık duruşu belirmek için geldinşiz. Bu bizim son kurultayımız değil, ilk kurultayımzıda değil Türkük dünyada var olduğu müdedretçe insanlığın sıkıntıya düştüğü her devrede türk kurultayları bis insanlık meşalesi olarak tanımlanmıştır. 20. yyda emperyalist güçler dünyanın mazlum haklklarınıun mallarını varlıklarını ellerinden aldılar şimdi onurlarını da ellerinden alırız zannederek bugüne kadar görülmemiş büyük güçlerle bir savaş başlattılar. 
Bu savaşın sonunda onlara dersini bizim kurultaylarımız verdi. Çanakkale bir kurutaydır aynen ergenekon gibi. İstiklal savaşı Ankarada sivasta toplanan kurultayların eseridir. MÖ 2000li yıllarda bzokırlarda toplanan kurultaylar ghibi. 2.yyın bugünkü noktaya gelemsinde ankaranın kararlılığı büyük ro oynamuşt. 
Daha dün akşiam biri diyorki 20.yyn bütün paradigmaları yıkıldı, kurulan kurumlar devletler geçersiz hale geldi şimdi yenisini kurmak lazım. Bunlarkendi kendilerine insanlık birikimlerine savaş açarak insanları sindirebileceklerini sanıyoırlar Türkiye 21. yyn başlangıcında da hayır sesi .çıkıyor Hayor insanlık değerlerine dokunamazsınız, kiralık askerlerinizle afgamnistandaki uygur mabetlerini yıktırab,ilirsiniz ama tüklüğün kalbindeki insanlık aşkı oldukça bütün insanlığın bağımsızlığı garanti altıondadır. Biz sadece bir anayasa tartışması yürütmüyoruz. 
Anayasa hukuk zemininde hukukun görevlendirdiği organların amsalarında ün,lerde stklarada ve kend,isinin haklarını savnumka isteyen vatandaşların toplantılarında konuşulur. Ama bugünb  türkiyeye dayatılan sadevce bir anaysa değil Anayasada Türk milletini kaldırmak istiyorlar bizide afganistan Irak, Yugoslavya gibi paraçparça yapmak istiyorlar.
Emperyalizm silahla ulaşamadığı yerlede anayasa ilke toplumları dağıtmak istiyot. Böylelikle bütün insanlık empreryalizmin av alanına dönüşecek, insanlık ,stedikleri gibi yöneldnirilebilecek. Bugün bu ahayale buradan dur diyoruz.
Önümüzdeki günlerde anadoluda bu gayrimilli anayasa dayatmasının karşısında bütün vatandaşlarımızla set kuracağız milli cepheyi oluşturacağoız. Bugüne kadar yanlşlıklarla emperyalist yörüngeye girmiş olanların uyanmalarını bekliyoruz. Bundan önve yeni osmanlıukcvılık hayyalleriyle komşularımıxzla aramıza setler koyanların yeterli dersleri çıkarmış olmalarını umuyoruz.
Sonuç hem kuşatyılmış hem de içine sızılmış bir topluluk haline geld,i. Şimdi yeni heveslerle başkanlık gib,i kamuyflajlara bu ısrar sona ermelidir. Sona ermeze biz onu sona erdireceğiz. Bölücü teröre umut feneri olan anayasa girişimini naıld urdurduysak tarihin ..
Bugünden itibaren Yüce Atatürkünb başkendimiz olarak ilan ettiği yerden sesimizi şemdinliye erdirneye kadar ulaştırmak , emperyalizme durm demek Türklerin tarihi görevidir. Bizim gerçek anayasamıznda ,inşanlığüın eşitliği, insanları ırklarına mezherplerine göre ayırmamak vardır.
Türksüz anayasa yapmaya çalışmak Türklere ırkçılığı yakıştırmak en büyük ayığtır. Aasıl ayoıp emperyalizm ırkçılığıdır. O m,ikrobubu topraklara bulaştırmayacağız.
12.29: Milli Anayasa Hareketi Yönetim Kurulu, tek tek divandaki yerlerine davet edildi.
Yönetim Kurulu şöyle:
Av. Dilek Akagün Yılmaz, Yavuz Alogan, Dr. Canan Arıtman, Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, Prof. Dr. Süheyl Batum, Av. Tülay Bekar, E. Tümg. Naci Beştepe, Namık Kemal Boya, Çağdaş Cengiz, E. Korg. Erdoğan Karakuş, Suay Karaman, Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu, Yaşar Okuyan, Enis Öksüz, Av. Metin Öney, E. Tümg. Osman Özbek, İnci Özdil, Utku Reyhan, Av. Nusret Senem, Prof. Dr. Nur Serter, Doç. Dr. Hüner Tuncer, Rıza Zelyut
12.26: Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın ardından "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı atıldı
12.25: Kurultay saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başladı. ( 27 Mart 2016 Pazar)
YORUM, ELEŞTİRİ VE KATKILAR:
E.Özaydin - 1 ay önce; marin bu kurultay ,ikinci ulusak kurtulius haerketinin de bir baslangigici olur. tüm ulus olarak mutlak ikinci bir zafere yürürüz , birglimizi saglamis olarak , tel kelime ile katilmcilari selamliyorum
**
vatandaş - 1 ay önce; Toplantılara destek olmak istersek iletişim kuracağımız bir link veya telefon numarası bile yok. Çok önemli olan bu detayı vermeniz gerekiyor. Yaptığınız yayınlarda bu tür ayrıntılara mutlaka dikkat etmeniz gerekiyor.
**
haluk kurt - 1 ay önce; bu bildirgeye tamamen katılıyorum da yurdum insanına nasıl anlatmayı veya ulaştırmayı düşünüyorsunuz acaba?yoksa 82 anayasası gibi ''kör parmağım gözüne,,mi olacak?
**
isa çakan - 1 ay önce; Merhaba Vatan fedayileri ben bu kurultaya gelirken bir Adana mebusu olarak bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmemiştim. Konuşmaların bir çok yerinde ağladım ve mücadele etmek kararıyla ne kadar doğru bir yol izlediğimin de farkına vardım. Bundan sonra haytımın sonuna kadar vatanım ve milletim için kendimi feda edeceğim ve kanımın son damlasına kadar fedayi olarak mücadele edecek ve mutlu öleceğim. 
**
http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/milli-anayasa-hareketi-binlerce-yurtseveri-ankara-da-bulusturdu-h97053.html



15 Nisan 2016 Cuma

MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN: "Yeni ve bölücü anayasa küresel güçlerin bir dayatmasıdır. "

BÖLÜCÜ ANAYASA BUZDOLABINDA
Halkın ‘Bölünme anayasası’ adını verdiği girişimde hesap tutmadı. Erdoğan ve AKP’de ‘yenilgi’ korkusu yaşanırken, ‘destek vermeyen halkın ikna edilmeye ihtiyacı olduğu’ görüşü öne çıktı. 
(15 Nisan 2016 Cuma 13:24  Aydınlık / Ankara)
Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM’de kurulan “Yeni anayasa masası”nın dağılması sonrasında AKP’nin kendi teklifini Meclis’e sunmasını istemişti. Erdoğan genel merkez yöneticileriyle ve AKP TBMM Grup Yönetim Kurulu üyeleriyle birçok kez bir araya gelerek izlenecek yol haritası konusunda görüşmeler yaptı. Erdoğan’ın talimatları sonrası Başbakan Ahmet Davutoğlu da yaptığı açıklamada AKP’nin teklifinin haziran ayında TBMM’ye sunulacağını, Eylül ayında da referanduma gidilebileceği mesajı verildi. Hazırlıkların bu takvime göre yapılması istendi.
Bu açıklamaların üzerinden daha bir ay geçmeden kulislere “Erdoğan ve AKP’nin “Yeni anayasa konusunu ertelediği, demlenmeye bıraktığı” bilgisi düştü. AKP kulislerini yakından izleyen Milliyet Ankara Temsilcisi Serpil Çevikcan ve Yeni Şafak’tan Hürriyet gazetesine transfer olan Abdulkadir Selvi aynı gün gelişmeleri köşelerine taşıdı.
Selvi, çalışmaların “acele edilmemesi ve zamana yayılması” kararını Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin ortak iradesi olduğunu ifade etti. Selvi gazetesindeki köşesinde TBMM’deki oylamada 330, referandumda yüzde 51 sıkıntısına değindi. “Tünelin ucundaki ışığın görülmesi” gerektiğine vurgu yaptı.
ASIL NEDEN NE?
Aydınlık, Erdoğan ve AKP’nin “Yeni anayasa”da neden plan değiştirdiğini araştırırken, geri adımın zorunluluktan kaynaklandığı bilgisine ulaştı. Erdoğan adına kamuoyu araştırması yapan ekipten edinilen bilgilere göre yapılan strateji değişikliğinin nedenleri şöyle:
Anketler tehlike işareti verdi:
“Yeni anayasa ve başkanlık” konusunda yaptırılan anketler çelişkili sonuçlar verdi. Anketlerde bazı dönemlerde destek yüzde 56’ya kadar çıkarken, bazılarında ise yüzde 46’larda kaldı. Aynı konuda sorulan diğer sorulara verilen yanıtlarla, “Yeni anayasa”ya destek arasında uyum görülmedi. Bu durum konunun uzmanı öğretim üyeleri tarafından “tehlike işareti yanıyor” şeklinde yorumlandı. Aydınlık’a bilgi veren bir uzman, “Referandumun garanti olmadığı açıkça görülüyor. Referandum öncesinde ortaya çıkabilecek bir olumsuzluk her şeyi altüst edebilir. Böyle bir durum Cumhurbaşkanı Erdoğan için de AKP için de ciddi sıkıntı doğurur. Bugünkü koşullarda alınacak yenilginin arkası gelir. Sanırım bu durum Cumhurbaşkanına anlatıldı” dedi.
ERDOĞAN DAVUTOĞLU’NA GÜVENMİYOR
“Yeni anayasa” girişiminin soğutulmasının bir başka nedeni de Erdoğan’ın Davutoğlu için ‘başka hesaplar içinde’ olduğuna inanması, Erdoğan’ın teklifin TBMM oylamasında AKP’den ciddi firelerin olabileceği istihbaratı aldığı.
Teklifin TBMM’de yenilgiye uğramasının Davutoğlu’nu güçlendireceğini düşünen Erdoğan’ın MHP, CHP ve HDP’deki gelişmeleri beklediği, bu partilerde yaşanacak gelişmelere göre hareket etmenin daha doğru olacağına karar verdiği vurgulanıyor.
Erdoğan’a anayasa girişimini erteleme önerisi götüren ekibin değerlendirmelerinden biri de şöyle: Halkın gündeminde ilk sıralarda terör ve ekonomik kriz var. Piyasalarda belirgin bir durgunluk var. Halkın “Yeni anayasa”ya hiç ilgisi yok. Toplantılarda belediye personeli ve memurlarla salonların doldurulması yanıltıcı. Üstelik “başkanlık” konusunda kafalar da karışık. “Yeni anayasa”ya karşı hızlı bir karşı hareket oluşabilir. “Bölünme Anayasası” kampanyası geçen dönem etkili oldu, yine olur.
AYNI ANDA ÇOK CEPHEDE SAVAŞ KAZANILMAZ
Saray’da yapılan değerlendirmelerde öne çıkan bir başka konu da aynı anda çok cephede savaşmanın zorluğu.
7 Haziran seçimleri öncesindekine benzer bir havanın ortaya çıkma riski. “Yeni anayasa” konusunda yaşanacak bölünmenin hem PKK’ya, hem de FETÖ’ye yarayacağı, bunun da referandum sonuçlarını olumsuz etkileyeceği konuşuluyor.
‘MAH VATAN NÖBETİNİ SÜRDÜRECEK’
Milli Anayasa Hareketi (MAH) Başkanı Hasan Korkmazcan “Yeni anayasa” girişiminin ertelenmesinin kendilerinin bir başarısı olduğunu bildirdi. Türkiye’nin bölücü terör ve F tipiyle mücadele yürüttüğü, sınırlarımızda savaşın yaşandığı bir dönemde “Yeni anayasa” girişiminin bölücü bir girişim olacağını kaydeden Korkmazcan şunları söyledi:
“Yeni anayasa küresel güçlerin bir dayatmasıdır. Bu nedenle egemenlik bilinciyle yaşayan milletimize Cumhuriyet değerlerine aykırı bir anayasayı kabul ettirmek mümkün değildir. 1 Kasım seçimlerinden sonra Atlantik ötesi sipariş yeniden gündeme geldi. Ancak masa kısa sürede dağıldı. AKP’nin tek başına anayasa yazma girişimi de buzdolabına kaldırılmış görülüyor. Bu sonucun alınmasında MAH’ın millete dayanan caydırıcı gücü büyük rol oynamıştır. Batının ‘Yeni anayasa’lar yoluyla ulus devletleri kuşatma hareketine katılan siyasi partiler eninde sonunda halkın bağımsızlık direnciyle karşılaşacaktır. Anayasayı yeniden yazma girişimi aslında anayasayı ihlal girişimidir.”
‘YENİ ANAYASADA ZİKZAK YOK’
Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Elvan “Yeni anayasa” konusunun zamana yayılacağı ile ilgili olarak, “Biz zikzak yapan parti değiliz. Böyle zamana yayma, ipe un serme gibi bir yaklaşım kesinlikle söz konusu değil. Parti ve Hükümet olarak gereğini yapacağız. Sonuna kadar bu değişikliğin de arkasındayız” dedi.
Elvan, “Takvimde değişiklik olup olmayacağı” sorusuna, “Komisyonumuz yoğun şekilde çalışıyor. Çalışmaları bitirir bitirmez elbette Meclis’e sevk edecekler” karşılığını verdi. Elvan’ın sözleri Meclis kulislerinde “AKP’de kararlar ortak alınmadığı için haberi olmamış” şeklinde değerlendirildi.

2 Şubat 2016 Salı

‘Saldırıyı püskürtecek atağı başlatacağız’

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı HASAN KORKMAZCAN: 
‘Saldırıyı püskürtecek atağı başlatacağız’
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı; Türk Palâmenterler Birliği Onursal Başkanı ve Demokratik Değerler Hareketi Önderi Hasan Korkmazcan, eski TBMM Başkan Vekili Uluç Gürkan ve eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, TBMM’de başlayacak bölücü ve gerici anayasa çalışmalarına karşı milli güçlerin el ele verip direniş göstermesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. (Ulusal Haber & Ulusal Ajans, 29 Ocak 2016 Cuma 13:26)
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan, eski TBMM Başkan Vekili Uluç Gürkan ve eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, TBMM’de başlayacak bölücü ve gerici anayasa çalışmalarına karşı milli güçlerin el ele verip direniş göstermesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Öksüz, kısa zamanda bir çalışma başlatacaklarını ve bunu millete duyuracaklarını söyledi. Aydınlık’a konuşan isimler “yeni anayasa”nın getireceği sonuçlara karşı da uyarılarda bulundu.
MİLLİ GÜÇLER DİRENECEK 
Eski TBMM Başkanvekili, Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı, Demokratik Değerler Hareketi Öndeeri ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan: Meclis’teki partiler yeniden anayasa mesaisi ile görevlendirildi. Partilerin bu konudaki itirazsız birliktelikleri, dayatma merkezinin kararlılığını gösteriyor. TBMM’nin 23. ve 24. dönemlerinde milli güçlerin durdurduğu sözde ‘sivil anayasa’ projesi tekrar diriltilmek istenmektedir. Vatandaşlarımızın Türk kimlikleri, Atatürk’ün devrim yasaları, ülkemizin bölünmez bütünlüğü tehdit edilmektedir. Kuvayi Milliye ile temellenen Gazi Meclis’in devlet hayatımızdaki seçkin yeri yok edilmek istenmektedir. Bu saldırılar, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisiyle elbette tekrar geri püskürtülecektir. Bugün artan gayrımilli tehditlere karşı milli güçlerin el ele bir direniş ortaya koyması kaçınılmaz görevdir.
AKP’NİN YOLLARI TIKANACAK 
Eski TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan: Yeni anayasa talebinin temel gerekçesi cumhuriyetin laik demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan niteliğini değiştirmek ve Türkiye’yi İslami temelde çok uluslu bir yapılanmaya yöneltmektir. Muhalefet bu konuda tavrını koymalıdır. ‘Yeni anayasa ihtiyaç değildir. Sadece yargı bağımsızlığını zedeleyen hükümler değiştirilmelidir’ diyerek AKP’nin bütün önerilerine yolu tıkamalıdır. Bu konuda toplumsal seferberlik gerekiyor. Toplumu uyandıracak her türlü çalışma içinde olunmalıdır. Toplantı, panel, açıklama... Tam bir seferberlik. Demokrasinin sağladığı her imkandan yararlanmak gerek.
MİLLETİMİZ ÇALIŞMALARDAN HABERDAR OLACAK 
Eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz: Artık 82 anayasası kalmamıştır. ‘Dikta anayasası’ lafını sırtından atmış olan anayasayı, ‘dikta’ lafıyla örterek kötü niyetli bir çalışma yapılıyor. MHP’nin ‘asla yan yana gelmem’ dediği PKK partisiyle şimdi nasıl bir araya geleceğini merak ediyorum. AKP’nin amacı tek sesli, anti demokratik bir hakimiyet. Türk milletinin servetine de, devletine tek başına sahip olabilmek ve yönetmek arzusu apaçık ortada. Buna mani olmak gerekmektedir. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Buna karşı bir çalışma yapacağız. Milletimiz çalışmalardan haberdar olacak.

28 Mayıs 2015 Perşembe

VATAN PARTİSİ: "MENDERES VATAN’DIR KİRLETİLEMEZ"

MENDERES NEHRİ VE HAVZASINI KURTARMAK İÇİN BÜYÜK BULUŞMA, YÜRÜYÜŞ VE EYLEM!.. 
VATAN PARTİSİ YÜZLERCE YURTTAŞLA MENDERES’E AKIN ETTİ
“MENDERES VATAN’DIR KİRLETİLEMEZ!..”
 Vatan Partisi günlerdir duyurularını yaptığı Menderes Buluşması’nı büyük bir katılım ve coşkuyla gerçekleştirdi. Büyük Menderes Nehri ve Havzası’nın yıllardır sorumsuzca kirletilmesi ve havzanın tarıma, turizme elverişsiz hale getirilmesine karşı çıkan Vatan Partisi; Büyük Menderes Havzası’na sınırı olan Sarayköy’e çıkarma yaptı.
Vatan Partisi Denizli il örgütünün ev sahipliğinde gerçekleşen eyleme Aydın il örgütü de katıldı. Sarayköy’de seçim bürosu önünde buluşan partililer Vatan Partisi Denizli Milletvekili Adayları Hasan Korkmazcan, Yadigâr Özen, Mehmet İyice, Ufuk Akkaya, Hüseyin Mercan, Füsun Özçelik ile Vatan Partisi Aydın Milletvekili Adayları Hasan Atilla Uğur, Selâhattin Yılmaz, Sibel Aslantürk, Bilnur Şuvak öncülüğünde Sarayköy Belediye Meydanı Atatürk Anıtı önüne bir yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüşün ardından Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcıları Denizli Milletvekili Adayı Hasan Korkmazcan ile Aydın Milletvekili Adayı Hasan Atilla Uğur Atatürk Anıtı önünde Sarayköy halkına seslendi. Sık sık alkışlarla kesilen konuşmaların arasında:
“Menderes Vatandır Vatan Temiz Kalacak”,
“Temiz Menderes Bereketli Türkiye”,
“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz”;
Söylem, çağrı, duyuru ve sloganları dile getirildi.
Açıklamanın ardından uzun bir konvoy eşliğinde Menderes Nehri kenarına, Köprübaşı’na giden partililer nehirden akan suyun kirliliğine dikkat çekerek sloganlar eşliğinde eylemi sürdürdü. Köylülerin getirdiği traktörün üstünden konuşma yapan milletvekili adaylarının hazırlanan imza kampanyası metnine ilk imzalarını atmalarının ardından eylem sonlandırıldı.
MENDERES HAVZASI İÇİN KANUN TEKLİFİ HAZIR
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli milletvekili adayı Hasan Korkmazcan, Büyük Menderes Nehri ve Havzası’nın yıllardır süregelen ihmaller sonucu kirlendiğini belirterek, "Bu kirlilik sadece kimyasal evsel atıkların kirliliği değildir, bu rant düşkünlüğünün açgözlülüğün kirlettiği bir ülkenin pırıl pırıl ırmaklarının geldiği resimdir. Menderes ırmağına bakarak Türkiye'nin ne kadar kötü yönetildiğini görebilirsiniz. Bugün ise açgözlülük, rant düşkünlüğü Menderes'in sadece suyunu değil toprağını, havasını ve iklimini zehirlemiştir. Gençliğimizde kenarlarında balık tuttuğumuz Menderes Nehri bugün bölgeyi zehirleyen bir kaynağa dönüştürüldü” dedi.
Korkmazcan, sanayi ve şehir atıklarının arıtılmadan Menderes'e verilmesi sonucu arazilerin çoraklaştığını, 13 yıllık AKP iktidarı döneminde Denizli'ye arıtma tesisi yapılmadığını, Sarayköy Tekkehamamlar Termal Sağlık Turizmi Bölgesi'nin iptal edilerek çiftçilerin haklarının çiğnendiğini ve bölgenin plansız enerji yatırımlarının çevreyi tahrip etmesine sessiz kalındığını belirtti. Korkmazcan; parti olarak havzada bütüncül koruma, geliştirme ve kirliliğin önlenmesi projesini hayata geçireceklerini, ilk adım olarak da meclise girdikleri anda “Büyük Menderes Havzası Koruma, Geliştirme ve Sürdürülebilir Üretim Faaliyetleri Özel Kanunu” teklifi vereceklerini söyledi.
MENDERES NEHRİ AYDIN İLE DENİZLİ’Yİ BİRLEŞTİRİYOR
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Adayı, Abdullah Öcalan’ı sorgulayan Albay Hasan Atilla Uğur da yaptığı konuşmada Menderes Havzası’nın bölge için önemini vurgulayarak Menderes Havza’sına komşu illerle birlikte Büyük Menderes Nehri’ni bu kirlilikten kurtaracaklarını belirtti.
Uğur; “Menderes Nehri’ni rant uğruna kirletenlerden de, vatan topraklarımızın işgaline göz yumanlardan da, ülkemizin doğusunu PKK terörüne terk edenlerden de hesap soracağız” dedi.
TRAKTÖR ÜSTÜNDEN KONUŞMA YAPTILAR
Sarayköy’den Köprübaşı, Menderes Nehri kenarına geçen partilileri köylüler traktörleriyle karşıladı. Traktörün üstünden konuşmalar yapan Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan KORKMAZCAN ile diğer Denizli ve Aydın Milletvekili adayları; Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün dediği gibi "köylüyü yeniden milletin efendisi" yapmak için 8 Haziran’da Türkiye Büyük Millet Meclis'nde (TBMM) olacakları mesajını verdi.  Menderes Nehri ve Havzası için acilen yapılması gerekenler ile Vatan Partisince belirlenen, öngörülen ve önerilen "alternatif çözümlerini içeren" metne milletvekili adayları ilk imzaları atarak partilerinin seçime kadar yürüteceği imza kampanyasını başlattı. (Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı; Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Bürosu_Denizli, 26 Mayıs 2015, Salı) 

30 Mart 2015 Pazartesi

Bu hafta Nurzen Amuran'ın sorularını, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan yanıtladı...

Bu hafta Nurzen Amuran'ın sorularını,
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan yanıtladı...
İŞTE O SÖYLEŞİ:
AKP’nin uyguladığı gerilim politikaları bu kez parti içinde hakaret ve suç duyuruları içeren diyaloglara yol açtı. Siz bu çatışmaların perde arkasını nasıl yorumluyorsunuz?
AKP iktidarı merkezindeki saklanamaz hale gelen çatlaklar, Türkiye‘ye dayatılan projelerin topyekün çöküşüyle ilgilidir. Bu tartışmaların, AKP kadrolarının kişisel çekişmeleri olarak değerlendirilmesi yanıltıcıdır. Aslında bölgemizde ve Türkiye’de yaşananlar, 2000’li yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik olarak başlatılan saldırıların başarısızlık sınırına geldiğini göstermektedir. Türkiye de inşa edilmek istenen yeni manda rejimi bütün unsurlarıyla çöküş alametleri göstermektedir. Şimdi milletimize düşen bu rejimin bütün unsurlarını etkisiz kılacak iradeyi 7 Haziran’da var etmektir. Vatanda beklenen, ülkemizde, komşularımızda ve bölgemizde barış, huzur ve refahı sağlayacak bir milli iktidardır. Türk Milleti, milli, demokratik ve devrimci birikimiyle kendi egemenliğini yeniden sağlama gücüne sahiptir.
İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR
Demokratik değerlerin AKP iktidarında içleri boşaltıldı veya yeni yorumlarla zorlamalarla farklı değerler benimsetilmeye çalışılıyor. Demokratik değerlerin korunmasında nasıl bir dayanışmaya gereksinim var?
AKP iktidarı süresince sadece demokratik değerlerin değil, değer kavramının da aşındırıldığına tanık olduk. Dini, ahlaki, kültürel ve sosyal her türlü kavram bu aşınma ve çürümeden payını aldı. Şimdi milletçe her türlü temel değerlerimizi yeniden inşa etmek zorunluluğuyla karşı karşıyayız. Bu zorunluluk geçmiş kuşaklara saygımızın, gelecek kuşaklara borcumuzun gereği olarak önümüzde durmaktadır.
AKP döneminde alınan her karar, insan onurunu yaralamak veya yok etmek adına yapıldı. Kumpas davaları en güzel örneği. Kimler sahip çıkacak, toplum önderlerinin bir bölümü şu anda birbirleriyle çatışma halindeler?
İnsan onuru, bütün insana ilişkin değerlerin özüdür. Onur zedeleyici her türlü uygulama insanlık suçudur. Zulmü uygulayanlar, destekleyenler ve seyirci kalanlar suç ortağıdır. İnsan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan rejimler, sadece o rejimin iktidarını değil, eşlik eden muhaliflerini de sorumlu duruma düşürür.
Hep dile getiriyoruz, demokrasinin güçlendirilmesi için, siyasi partiler ve seçim yasasında yapılacak düzenlemelere ihtiyaç var.Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Demokrasiyi güçlendirmek benim 1969 da başlayan parlamenterlik hayatımın en belirgin uğraşısı olmuştur. 1971’deki Partiler Arası Anayasa Komisyonu Başkanlığından itibaren Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanlığı’na kadar siyasi partileri, standardı yüksek bir demokrasinin hukuksal temelini gerçekleştirmeye yönlendirdim. Birçok anayasa ve yasa hükümleri, öncülük ettiğim tekliflerle gerçekleşti. 1998 de Partiler Arası Uyum Komisyonu Başkanı olarak imzaladığım ve dönemin liderlerinin de imzaladığı 17 kanun TBMM’den oybirliğiyle çıktığı halde siyasi partiler ve seçim yasalarında demokratikleşmeyi öngören teklif hala ele alınamamıştır.
6-7 EKİM'DE MASKELERİ DÜŞTÜ
Bugün kamplaşmanın ayrıştırmanın siyasi bir taktik olarak kullanılması, Türkiye’nin geleceği açısından büyük bir risk oluşturmuyor mu?
Elbette oluşturuyor. Siyasi çıkarlar için toplumu bir arada tutan herhangi bir değerin kullanılması ayrışmaya yol açar. Toplumu kamplaştırmaktan yarar uman bir iktidar anlayışı milli bütünlüğe suikasttır.
Hukuk Devleti unutturuldu, kanun devleti sürecine girildi. Bu tehlikeli gelişmede sorumluluk yalnız iktidar da bulunan partinin mi, onları seçen halkın mı yoksa çeşitli dönemlerde siyaset anlayışını yozlaştıranların mı?
Hepsinin sorumluluğu var. Hukuk devletinin zedelendiği yerde demokrasiden bahsedilemez, sonunun nereye varacağı belli olmayan adaletsiz bir toplumsal çürüme süreci başlar. İçinde yaşadığımız dönem böyle bir süreçtir. İktidar, muhalefet, medya, üniversiteler ve etkinliklerini teslimiyette bulanlar, krizin ortak sorumlularıdır.
Sade bir yurttaş olarak ben artık muhalefet partilerinin birbirlerini eleştirmeleri yerine, halka ne vaat ettiklerini, projelerini öğrenmek istiyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Vatan Partisi olarak aynen bunu yapmaya çalışıyoruz. Milletimize, bütünlüğümüzü her alanda sağlayacak ve üretim ekonomisiyle ekonomik egemenliğimizi kuracak milli programımızı sunuyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Güneydoğu’ya gittiniz. Halkın gündemi yandaş medyada, AKP ve HDP’de, denildiği şekliyle siyasi mi yoksa dile getirilmeyen ekonomik sorunlar mı?
Güney Doğu ve Doğu Anadolu’ya ”Vatan Partisi Kardeşlik Bürosu” etkinlikleri çerçevesinde gittim. Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Erzincan ve Erzurum illeri ve bazı ilçelerinde konferans, açılış, kurum ziyaretleri, basın toplantıları ve Vatan’a katılım törenlerinde bulundum.
Görüştüğüm vatandaşlar en çok devlet ve güvenlik boşluğundan yakınmaktadır. Artık ekonomiden işsizliğe, üretimsizlikten yolsuzluğa, her sorunun, devletin iktidar tarafından bölgede etkisizleştirilmesinden kaynaklandığı bilinci doğmaktadır. 6-7 Ekim olaylarında maskesi düşen bölücü terörün cani yüzünü bölge halkı bir kere daha acı biçimde görmüştür. Yağmalanan, kundaklanan bina ve işyerlerinin hala onarılmamış yıkıntıları arasında, yarısı komşu ülkelerden sığınmış işsizler umutsuzca dolaşmaktadır.
AB PARLAMENTOSU VE ABD MECLİSİNDE KARARGAH KURDULAR
Sözde Ermeni soykırımı adıyla yürütülen etkinlikler yeniden gündemde. 24 Nisan Türkiye aleyhine lobi faaliyetleri yürüten örgütler için istismar günüdür. Bu konuda neler diyeceksiniz?
Taşnak ve Asala terör çetelerinin lobi görünümlü uzantıları, Avrupa Parlamentosu ve ABD Temsilciler Meclisi kulislerine yeniden karargah kurdular. Yüzüncü yıl yalanına dayalı terör faaliyetleri yapışkan bir yüzsüzlükle güncel tutulmaktadır.
Aslında bunların yabancı işgalcilerin maşası olarak, Müslüman komşularına karşı etnik temizliğe giriştikleri yıl 1914’tür. Türk ordusunu arkadan vurma, vatanlarına ihanet ve devletlerine isyanın sonucu olarak yaşanan trajedilerin yüzüncü yılı geride kalmıştır. Bugünkü yalan ve iftira kampanyalarının Taşnak, Asala ve PKK cinayetlerinden farkı yoktur. Aynı karanlık, küresel yönlendirme ve projelerin eseridirler.
Günümüzde emperyalist yalana destek olan yönetici ve parlamenterler, artık doğrudan etnik temizlik canilerine diplomat katillerine ve küresel teröre alet olmaktadırlar. Gerçekle hiçbir bağı kalmamış bir iddiayı desteklemek demokratik değerleri ve parlamenterlik onurunu hiçe saymaktır.
Peki şimdiye kadar Türkiye adına neler yapıldı?
Bu konuda 2005’ten beri uyarmadığımız parlamento kalmamıştır.
Bugün ABD’deki sözde soykırım imzacılarına hatırlatıyorum: ABD Başkanlık arşivlerindeki 18/04/2005 tarihli Türk Parlamenterler Birliği’nin George W. Bush’a mektubunu ve George W. Bush ‘un cevabi mektubunu okusunlar.
Cevabi mektupta neler yazıyordu?
Bu yazışmalarda ABD görüşü özetle şöyleydi: ‘’Ortak tarihleriyle ilgili olarak Ermeni ve Türk hükümetleri ile sivil toplum aktörlerinin akademik, sivil toplum ve diplomatik düzeydeki tartışmalarını destekliyoruz”. Aradan geçen on yılda Ermeniler tartışma masasına hiç yaklaşmadıkları gibi emperyalist yalanı destekleyecek hiçbir belge gösteremediler.
Aksine milletimize atılmak istenen iftiranın temelindeki emperyalist yalan tamamen açığa çıktı.
Yalanların kırılma noktası, AİHM’de görülen Perinçek- İsviçre Davasıyla ortaya çıktı, değil mi?
Evet. Bu en önemli gelişmede, AİHM Perinçek- İsviçre Davasında iddialar, hukuken çürütüldü. Avrupa Parlamentosu üyeleri şu aşamada yargıyı etkilemeye girişerek terör destekçiliğini, Avrupa değerleriyle savaşa dönüştürmüşlerdir. Bunun tarihi sorumluluğundan kurtulamayacaklardır. Türkler için milletimize yönelik iftira kampanyasına karşı durmak, vatan savunmasıyla eşdeğerdir.
Bundan sonra neler yapabiliriz?
Bundan sonra, bizim bütün kurum ve kuruluşlarımızla, bütün üniversite ve sivil örgütlerimizle muhataplarımıza gerçekleri anlatma kampanyasına hız vermemiz zorunludur.
Kampanyanın merkezine AİHM’ deki Perinçek- İsviçre Davası alınmalıdır.
Sözünü ettiğimiz bu aydınlatma kampanyası emperyalist güçlere maşa olan insanlık dışı terör şebekeleriyle, onlara destek olan insanlığın ve kendi halklarının düşmanını, işbirlikçilerini açığa çıkarmaktır.
Dış politikada saygınlığı artan, ”yeniden danışılır” ülke haline nasıl gelebiliriz?
Türkiye Atatürk’ün” Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine yeniden dört elle sarılmalıdır. Günümüz dünyasında dış politika sadece dışarıda uygulanan diplomatik siyaset değildir. Dış politika güvenliktir, huzurdur ve ekmektir. Atatürk‘ün barışçı, bağımsız, uluslararası hukuku esas alan ilkeleri uygulandığı sürece İngiltere’den Afganistan’a kadar iyi komşuluk ilişkileriyle kuşatılmıştı. Bugün 16 Adası işgal edilmiş, 5 komşu Büyükelçiliği kapatılmış, toprakları uluslararası terörist eğitimine açılmış, tarihte ilk defa sivil vatandaşları askeri saldırılarla kaybedilmiş sözde“sıfır sorun’’ diplomasisiyle karşı karşıyayız. Milli çıkarları ve hukuku ideolojik saplantılara feda eden dış yörüngelere takılı hiçbir uygulama ülkelere saygınlık getirmez. Verdiğiniz yanıtlar için teşekkürler. [Odatv.com]
İşte o ihanet beyanı: "Ahmet Davutoğlu’nun Başdanışmanı soykırım" dedi
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun BaşdanışmanıEtyen Mahçupyan, İngiliz Parlamentosu’nun alt kanadı Avam Kamarası’nda ‘Ermeni soykırımıifadesini kullanıyorum. Ben bunun soykırım olduğunu düşünüyorum’ diye konuştu. AHMET Davutoğlu’nun Başdanışmanı  Etyen Mahçupyan,  “Ermeni soykırımı” dedi, PKK/PYD’nin sınırımızdaki varlığını savundu. Mahçupyan’ın İngiliz Parlamentosu’nda düzenlenen, “Türkiye’de AKP Dönemi” başlıklı toplantıdaki konuşmasını PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi dinledi. Mahçupyan, 1915 olaylarının “soykırım” olduğunu idda etti: “Kendimi Ermeniden çok Osmanlı hissediyorum. Milliyetçi değilim ama 1915 soykırımına konu geldiğinde, ‘Ermeni soykırımı’ ifadesini kullanıyorum. Ben bunun soykırım olduğunu düşünüyorum.”  IŞİD’e ilişkin bir soru üzerine ise Mahçupyan, Türk hükümetinin  IŞİD’i  büyük bir tehdit olarak gördüğünü dile getirerek “Türkiye, sınırında DAEŞ’in olmasındansa, Kürt bir komşuyu tercih eder. Ancak tabii bu sadece Türkler ve Kürtler anlaşabilirse mümkün olur” dedi.  
‘ERDOĞAN ÇOK KANDIRILDI’ 
Bürokratların zaman zaman siyasetçileri doğru bilgilendirmediğini belirten Mahçupyan, şunları söyledi: “Tayyip Erdoğan, Başbakanken bazen bir konuyla ilgili bir şey yapılmadığını 3-4 ay sonra öğreniyordu. Örneğin HrantDink olayından biliyorum, Erdoğan birkaç defa kendi bürokratları tarafından aldatıldı.” Mahçupyan, konuşmasında yolsuzluk tartışmalarına da değindi: “Bunlarda gerçeklik payı olsaydı sonuçlarını görmemiz gerekirdi. Ancak AKP her seçimde, CHP ve MHP’nin oylarının toplamından daha fazla oy almıştır.” 
‘24 NİSAN YAKLAŞTIKÇA TAARRUZ ARTIYOR’ 
Başbakan Davutoğlu’nun Başdanışmanı Etyen Mahçupyan’ın “Ermeni soykırımı vardır” demesi ve PKK/PYD yapılanmasını savunmasına Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Korg. İsmail Hakkı Pekin tepki gösterdi. Pekin, Doğu Perinçek’in 28 Ocak’ta AİHM’de görülen davasını hatırlatarak “1915 olayları bir soykırım değil. Bu konu AİHM’in Perinçek kararında açık ve net olarak belirlenmişti” ifadelerini kullandı.  
HRANT’IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI 
Pekin şunları söyledi: “Etyen Mahçupyan’ın soykırım demesiyle soykırım olmuyor. Uluslararası Adalet Divanı aldığı kararda ‘Her mahkeme soykırım vardır diyemez. Ya mahalli ya da uluslararası mahkemeler bu kararı verir’ diyor. Avrupa Adalet Divanı da ‘Parlamentoların verdiği kararlar tamamen siyasi kararlardır. Bunların hukukla alakası yoktur’ ifadelerini kullanıyor. Bunlara rağmen 24 Nisan yaklaştıkça Türkiye üzerine çok büyük bir taarruz var. Hükümet bunun soykırım olduğunu mu kabul ediyor?”  
[29 Mart 2015 Pazar 05:57_63 176 1 0_İstihbarat Servisi]