5 Ocak 2017 Perşembe

Vatan Partisi Milli Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Hareketi Başkanı Hasan Korkmazcan'dan Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a çağrı

MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN'DAN MECLİS BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN'A ÇAĞRI 
Milli Anayasa Hareketi Başkanı Hasan Korkmazcan, Meclis Başkanlığının başkanlık sistemi teklifini, Anayasa'ya aykırı hazırlandığı için reddetmesi gerektiğini söyledi. Meclis Başkanlığının İçtüzüğe göre teklifi komisyona geri gönderme yetkisi olduğunu ifade eden Korkmazcan'a göre, ancak CHP Meclis Başkanlık Divanına teklifin incelenmesi için başvuru yapmalı.
Milli Anayasa Hareketi Yönetim Kurulu Başkanı ve eski Meclis Başkanvekili Hasan Korkmazcan, başkanlık sistemi teklifinin mevcut Anayasa ve Meclis İçtüzüğüne aykırı hazırlandığını söyledi.
Korkmazcan, Meclis Başkanlığı  Meclis İçtüzüğü ve mevcut Anayasa'ya aykırı bir teklifi İçtüzüğün 14 taksim 6 ile 38'inci maddesine göre reddetme hakkına sahip. Korkmazcan, Başbakan Binali Yıldırım'ın sözlerini de değerlendirdi.
YILDIRIM'A REJİM YANITI
"Bu açıklamalar iktidarın, hâlâ bölücü çevrelerler pazarlık kapısını açık tuttuğunu ve "Vesayet" sözleriyle de Cumhuriyeti hedef alan çevrelerle aynı zeminde bulunduğunu ortaya koyuyor. "Vesayet", 2004 yılından bu yana Avrupa Birliği sempatizanları ve Cumhuriyet düşmanları tarafından gündeme getirilmiştir. Buradaki "Vesayet" Cumhuriyetin kurucu değerleridir. Yıldırım, "Vesayet rejimini değiştireceğiz" derken Cumhuriyetin ilkelerini değiştirmekten bahsediyor."
HABER: GÜRKAN DEMİR - KAMERA: BARIŞ YURTERİ, ulusalkanal.com.tr
HASAN KORKMAZCAN:
ASIL VESAYET REJİMİ BU!..
Milli Anayasa Hareketi Başkanı ve eski TBMM Başkanvekili Hasan Korkmazcan, Başbakan Yıldırım’ın “Vesayet rejimini değiştiriyoruz” açıklamasına, “Bu slogan, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve değerlerini ortadan kaldırmakla görevlendirilen çevrelerin tezidir” diyerek tepki gösterdi. Asıl “vesayet rejimi”nin başkanlık olduğunu belirtti.
Korkmazcan 2004 yılından beri Avrupa Birliği üzerinden milletimizi bir arada tutan değerlere ‘vesayet rejimi’ sloganı ile saldırıldığını hatırlatarak şunları söyledi: “Vesayet rejimini ortadan kaldırıyoruz sloganı, bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Cumhuriyet değerlerini ortadan kaldırmakla görevlendirilen çevrelerin tezidir. Bölücü grupları, 15 Temmuz’da açığa çıkan yobaz terörü besleyen çevreler aynı odaklardır. Şimdi Cumhuriyet hükümetinin başbakanı bir taraftan terörle ve dış saldırılarla mücadele ettiğini söylerken diğer taraftan Cumhuriyet düşmanlarının safına düşmesi tam bir trajedidir.
Milli güçleri ve millet egemenliğinin temsilcisi olan TBMM’yi bölecek girişimlerden sorumluların kaçınmaları gerekir. TBMM’nin bütün üyeleri Gazi Meclis’i etkisizleştirecek her girişimin emperyalist kaynaklı olduğunu unutmamalıdır.
GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
Korkmazcan ayrıca anayasa değişikliği teklifi, Genel Kurul görüşmelerinin 9 Ocak Pazartesi günü başlayacağına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Korkmazcan, Anayasa değişikliği teklifinin kamuoyuna açıklandığı günden bu yana Anayasa değiştirme usullerine uymayan adımlar atıldığını söyledi. Korkmazcan, “Anayasanın ruhuna ve metnine aykırılık olup olmadığını gözden geçirip ona göre prosedür belirlemek TBMM Başkanlığının görevidir. Bu metnin hazırlanışı, imzalanışı ve meclise sunuluşun da anayasanın metnine ve ruhuna aykırı birçok eylem yapılmıştır. Meclis Başkanlığı bu konuda özensizlik ve ihmal göstermiştir. Komisyondaki faaliyetlerle komisyonun Meclis Başkanına ve Başkanlık Divanına tanınmış olan yetkiler çerçevesinde denetlenmediğini ortaya koymaktadır” diye konuştu.
ANAYASA’YA AYKIRIDIR
Komisyonun, Meclis usullerine aykırı bir takım eylemlerin alanı haline dönüştürüldüğünü kaydeden Korkmazcan, “Bu konuda muhalefet milletvekillerinin başkanlığa başvurmaları lazım. Komisyonda teklifin anayasanın ruhuna ve metnine aykırı olan hususları düzeltilmemiş. Bu komisyon raporu Cumhuriyet ilkelerine, Cumhuriyetin hukuk devleti olma niteliğine aykırı hükümler taşımaktadır. Bunun teklif dahi edilmesi anayasaya aykırıdır” ifadelerini kullandı.
MİLLETİ BÖLECEK TEKLİF
Bu teklifin böyle alelacele görüşülmesi ve Meclis’teki partilerin mutabakatı sağlanmadan Genel Kurula getirilmesinin bir takım kuşkular uyandırdığını vurgulayan Korkmazcan şunları söyledi: “Halkımız Kurtuluş Savaşı’yla elde ettiği egemenlik yetkisini, bir takım usul ve hukuka aykırı eylem ve işlemlerle bir kişiye teslim etmez. Türkiye bugün küresel terörü yönetenlerin bir numaralı hedefi. Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamalarda Türkiye’nin bir numaralı meselesinin terörle mücadele ve Fırat Kalkanı’nı başarıya ulaştırmak, iki numaralı meselesinin komşu ülkelerle başlatılan ilişkileri sonuca ulaştırmak, üç numaralı meselenin de üretim ekonomisine geçmek olduğunu söylediler. Bunlar milleti seferber ederek başarılacak konularken neden milleti bölecek teklifte ısrar ediliyor? TBMM üyelerinin kendi varlıklarını ortadan kaldıracak bu teklife hayır diyeceklerini umut ediyoruz ve kendilerini göreve çağırıyoruz.”  [[ÖNCÜ GENÇLİK, oncugenclik.org.tr, 4.1.2017]]

24 Kasım 2016 Perşembe

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK: "Meclis (TBMM) yetkileri kaldırılamaz! 'Cumhurbaşkanlığı sistemi'ne geçit yok

MECLİS YETKİLERİ KALDIRILAMAZ! CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNE GEÇİT YOK!
Genel Başkanımız Doğu Perinçek, Cumhurbaşkanlığı Sistemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 
(Tarih:20-11-2016 Pazar)
Merkez Karar Kurulumuz, 20 Kasım 2016 günü Ankara’da toplanarak, AKP ve MHP’nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi girişimini görüştü ve Türk Milletine aşağıdaki bildiriyi yayınlamayı kararlaştırdı.
Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in açıkladığı bildiri aynen şöyledir:
Büyük Türk Milleti,
AKP’nin “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” girişimine ilişkin haberler gazetelere yansıdı. Anayasa değişikliği taslağı MHP'ye verildi. 30 maddenin değişeceği belirtiliyor, ancak madde içerikleri henüz kamuoyuna açıklanmadı. “Yeni model”in bir tek ismi belli. “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” deniyor. Hükümet sistemleri arasında böyle bir adlandırmaya rastlanmıyor.
Başkanlık sisteminin adını değiştiriyorlar ama saltanat hevesi kalıyor.
CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN YETKİLERİ
TEK ELDE TOPLANIYOR
Gazete haberlerine göre, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı aynı zamanda Hükümet Başkanlığı görevini yapacak. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yetkileri tek elde toplanıyor.
Anayasa değişikliğinin sorunu şurada düğümlenmektedir: Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti nasıl denetleyecek?
Türkiyemizin geleneksel anayasa sistemine göre, Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında sorumlu değildir. Bugün Meclis, Cumhurbaşkanını denetleyemiyor ama hükümeti denetliyor. Hükümet, Meclisten güven oyu alarak kuruluyor ve Meclis tarafından her an düşürülebilir. Ayrıca Meclisin hükümeti Soruyla, Genel görüşmeyle, Meclis araştırmasıyla, Meclis soruşturmasıyla ve Gensoruyla denetleme araçları Anayasada ve Meclis İçtüzüğünde düzenlenmiştir. Bu araçlar, Meclisin elleri ve ayaklarıdır.
MİLLİ HAKİMİYET BÖLÜNECEK Mİ?..
Anayasa değişikliği bu denetleme araçlarını ortadan kaldırırsa, sorumsuz bir hükümet başkanı ve sorumsuz bir hükümet manzarası ortaya çıkacaktır.
30 Maddelik değişiklik paketinin içinde neler bulunmaktadır, sorular şunlardır:
Türkiye’nin anayasa geleneğindeki Meclise karşı sorumlu hükümet sistemi ortadan kaldırılmakta mıdır?
Devletin ve milletin birliğini temsil eden, tarafsız ve sorumsuz Cumhurbaşkanı ortadan kaldırılmakta mıdır?
Yasama ve yürütme organları arasındaki ilişki koparılmakta mıdır?
Katı bir kuvvetler ayrılığına mı gidiliyor?
Cumhurbaşkanının yönettiği hükümet, Meclisten güven oyu alacak mı, almayacak mı?
“Cumhurbaşkanlığı sistemi”nde almayacak gözüküyor.
Bu durumda millî hakimiyet, devletin temel organları arasında bölünecek mi?
Peki millî hakimiyetin bölünmezliği ilkesi müzeye mi kalkacak?
MECLİS TEKERLEKLİ SANDALYEYE Mİ OTURTULUYOR
Büyük soru şudur: AKP, Gazi Meclisin hükümeti denetleme araçlarını yok etme girişimi içinde midir?
O zaman “millî irade” ne hale düşer?
Bu soru yerindedir. Çünkü yasa yapan ama hükümeti denetleyemeyen Meclis, o yasaların uygulanmasını sağlayamaz.
Cumhurbaşkanlığı sistemi, Meclisin denetleme olanaklarını yok ederse, Meclis yalnız konuşur ama elsiz ayaksız kalır.
Meclis hükümeti denetleyemezse, Gazi Meclis ortadan kaldırılmış olur.
Meclis, Millî Mücadelede emperyalizme karşı savaşarak gazi olmuştu ve güçlenmişti. Şimdi AKP, o Gazi Meclisi elsiz ayaksız bırakma girişimi içindedir.
TÜRKİYE’NİN İHTİYACI
Bugün Türkiyemizin önündeki başlıca sorunlar,
Bir: Bölücü Terörü ve FETÖ’yü temizleyerek yurtta barışı ve birliği sağlamak,
İki: Amerikan koridorunu bozarak vatan bütünlüğümüzü güvence altına almak,
Üç: İçine girdiğimiz ağırlaşan ekonomik krizden Millî Direnme Ekonomisiyle çıkmak,
Dört: Komşularımızla ve Avrasya ülkeleriyle dayanışma içine girerek Atlantik’ten gelen dış tehdidi bertaraf etmektir.
Türkiye, vatan bütünlüğü ve üretim ekonomisi için, Atlantik sisteminden kurtulmak ve Avrasya’daki bağımsız konumuna yerleşmek süreci içindedir. Bu görevleri ancak milletin geniş güçlerini birleştirerek başarabiliriz.
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ
TÜRKİYE CEPHESİNİ BÖLER
Cumhurbaşkanlığı sistemi, daha bugünden milleti bölmektedir.
Cumhurbaşkanlığı sisteminin tartışılmasıyla ortaya çıkan manzara tam da ABD emperyalizminin, PKK’nın ve FETÖ’nün arzuladığı bölünme manzarasıdır.
Cumhurbaşkanlığı sistemi, milleti birleştirme ve seferber etme ihtiyacına yanıt vermiyor.
Bu sistem milleti oluşturan işçileri, çiftçileri, kamu çalışanlarını, esnaf ve zanaatkarı, milli sanayici ve tüccarı siyasetin dışına sürmektedir.
Bu sistem, bir tek mafyalaşan hakim zümrenin saltanatına hizmet eder.
Bu sistem, sıcak para komisyoncularının, büyük faizcilerin, dolar ve borsa vurguncularının ve tarikat rantçılarının millet üzerinde diktatörlüğüne hizmet eder.
MİLLİ BİRLİK VE MİLLİ SEFERBERLİK İÇİN
GÜÇLÜ MECLİS GÜÇLÜ HÜKÜMET GÜÇLÜ ORDU
Oysa İkinci İstiklâl Savaşı ve Millî Direnme Ekonomisini inşa koşullarında, Türkiye’nin Millî Birliğe, Millî Seferberliğe, Güçlü Meclise, Güçlü Hükümete ve Güçlü Orduya ihtiyacı var.
Cumhurbaşkanlığı sistemi, İkinci İstiklâl Savaşının sistemi değildir.
Cumhurbaşkanlığı sistemi, Millî Direnme Ekonomisinin sistemi de değildir.
Cumhurbaşkanlığı sistemi, Türkiye’yi komşularıyla ve Avrasya ülkeleriyle birleştirecek sistem de değildir.
Cumhurbaşkanlığı sisteminde, milleti birleştirecek ve seferber edecek başlıca kurum olan Meclis, elsiz ayaksız hale getirilir.
Cumhurbaşkanlığı sisteminde Millet yok!
Cumhurbaşkanlığı sisteminde Meclis yok!
Cumhurbaşkanlığı sisteminde Hükümet yok!
Cumhurbaşkanlığı sisteminde Milletin vekili yok!
Cumhurbaşkanlığı sisteminde Cumhurbaşkanı da yok!
MHP CHP VE AKP’YE ÇAĞRI
AKP’ye çağrıda bulunuyoruz: İkinci İstiklâl Savaşı koşullarında milleti bölmekten ve milletin Meclisini etkisiz hale getirmekten başka bir işe yaramayacak olan Cumhurbaşkanlığı sisteminden vazgeçiniz!
MHP’ye çağrıda bulunuyoruz: Milletin bölünmesine hizmet eden Cumhurbaşkanlığı sistemini desteklemeyiniz!
CHP’ye çağrıda bulunuyoruz: Bulunduğunuz konum, Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı mücadeleyi baltalıyor. ABD emperyalizminin ve Bölücü Terör örgütünün aleti olan HDP ve FETÖ ile dayanışmaya son veriniz!
Meclise çağrıda bunuyoruz: Milletin verdiği hükümeti denetleme yetkisini terkederek Meclisi gereksiz hale getirmeyiniz!
TÜRK MİLLETİ
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ GİRİŞİMİNE
KESİNLİKLE İZİN VERMEYECEK

ABD ve AB, Türkiye’nin anayasa rejimini değiştirmek için çok uğraştı. Türk milleti kavramına kafayı takmışlardı. Özerklik istiyorlardı. Cemaat ve tarikatları yasallaştıran “yaşam tarzlarına özgürlük” olmalıydı.
AKP ve CHP’nin toplamı, Mecliste yeterli çoğunluğu sağlıyordu ama başaramadılar, başaramazlardı. Türk milletinin anayasa dışına sürülmesi, özerklik ve Ortaçağ yaşamının özgürleştirilmesi, hiçbir gücün harcı değildi. 
Türkiye, ABD güdümlü gerici ve bölücü terörle savaşırken, gerici ve bölücü bir anayasa yapılamazdı. Meclis, kendi meşruluğunun temeli olan Anayasayı kaldırıp yenisini getiremezdi.
Cumhurbaşkanlığı sistemi girişimi de, kesinlikle bozguna uğrayacaktır.
Türk Milleti ve Milletin Meclisi, Cumhurbaşkanlığı sistemine izin vermeyecektir.
Vatan Partisi, Meclisin tarihi sorumluluğuna seslenerek ve milletimizi seferber ederek, Cumhurbaşkanlığı sistemi girişimini bozguna uğratacaktır.
Milletimize güveniyoruz.
Partimizin millete bağlılığına güveniyoruz.

14 Ekim 2016 Cuma

HASAN KORKMAZCAN: 'YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI İÇ CEPHEYİ BÖLÜYOR'

'YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI İÇ CEPHEYİ BÖLÜYOR'
[AYDINLIK; MANŞET - 14.10.2016]
TBMM Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı Hasan Korkmazcan, Milli Anayasa Hareketi Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada "Yeni Anayasa" tartışmalarını eleştirdi. Korkmazcan'ın açıklaması şöyle:
11 Ekim 2016 Salı günü Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı grup konuşması üzerine "yeni anayasa" konusu yeniden gündeme taşınmıştır. Bu zamansız, Türkiye düşmanı çevreleri sevindirecek talihsiz bir çıkış olmuştur.
Yoğun dış ve iç tehditlerin yaşandığı bugünkü ortamda, sağlıklı bir anayasa değişikliği tartışması yürütülemez. Bu tür tartışmalar ülke yararına bir sonuç doğurmaz. Böyle bir ortamda yürütülecek tartışmaların, kamuoyunu milli çıkarlarımıza uygun bir zeminde buluşturması mümkün değildir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde karşılaştığı en ağır saldırılarla boğuştuğu bu günlerde milletimizin dikkatini ve odaklanma noktasını değiştirmeye çalışan bu girişimi kaygıyla karşılıyoruz.
Anayasa değişikliklerini günümüz Türkiyesinin tartışma konuları arasına sokmak, iç cepheyi bölme sonucunu doğurur. İç cepheyi bölme arzusunun 15 Temmuz işgal girişiminin arkasındaki çevrelerden kaynaklandığı açıktır.
Türksüz, Atatürksüz anayasa yapma girişimlerini püskürttük. Türkiye düşmanları 15 Temmuz'da Türkiye Cumhuriyetine yıkıcı bir anayasayı kabul ettirmeye kalkıştılar. Yenilgilerini ve çaresizliklerini herkes gördü. 15 Temmuzun hasarları henüz ortadan kaldırılmadan, Anayasa değişikliği konusu aynı çevrelerin güdümünde tekrar gündeme getirilmektedir.
Adalet Bakanının bu konuda ileri sürdüğü gerekçeler, 15 Temmuz müteşebbislerinin çok işine yarayacak sözlerdir. Adalet Bakanının "fiili durumu hukuki hale getirmek" sözleri, Türkiye'de anayasanın doğrudan iktidar tarafından askıya alındığının, bütün iktidar uygulamalarının hukuk dışı bir zeminde yürütüldüğünün itirafıdır. Adalet Bakanı sadece iç cepheyi bölmekle kalmamış, karşı cepheye katkı verecek konuma düşmüştür.
İktidara bu yolu açan muhalefet liderlerinden Sayın Bahçeli'nin konumu da aynıdır.
Kaygı duyulacak bir husus da görevi anayasayı korumak olan Anayasa Mahkemesi Başkanının bu konuda ihsas-ı reyde bulunmuş olmasıdır. AYM Başkanı kendisinin varlık nedeni olan anayasayı korumak yerine, ortadan kaldırmaya soyunmuştur. Darbeye yol açan şey, kendisinin ifade ettiği gibi anayasa değil, aksine, süregelen anayasa ihlalleridir. Darbeciler, anayasanın ilkelerinin göz ardı edilmesi ve kurumlarının işletilmemesinden fırsat bulmuşlardır.
Milli Anayasa Hareketi şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da, Türk Milleti'nin Atatürk Milliyetçisi, milli, üniter, laik, sosyal, hukuk devleti ilkelerine dayalı anayasasını savunmak üzere görev başındadır. Milletimiz bundan önceki süreçte yeni anayasa girişimlerini nasıl püskürttüyse, yeni teşebbüslere de geçit vermeyecektir.

27 Temmuz 2016 Çarşamba

HASAN KORKMAZCAN: "Türkiye birlik içinde FETÖ darbesi ile mücadele ederken “Yeni Anayasa” talebi Türkiye’ye sabotaj olacaktır..."

MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN: “YENİ ANAYASA TALEBİ” TÜRKİYE’YE SABOTAJDIR

MİLLİ Anayasa Hareketi Başkanı ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan KORKMAZCAN Türkiye birlik içinde FETÖ darbesi ile mücadele ederken “Yeni Anayasa” talebinin Türkiye’ye sabotaj olacağını bildirdi.
Hasan KORKMAZCAN, Cumhurbaşkanı Recep Tayip ERDOĞAN başkanlığında yapılan; Başbakan ve AKP Genel Başkanı Binali YILDIRIM, CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ve MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin katıldığı zirveyi ve sonrasında yapılan “Yeni Anayasa” açıklamasını değerlendirdi.
Zirve sonrasında yapılan açıklamada “Yeni Anayasa”dan söz edildiğini kaydeden Hasan KORKMAZCAN, “Şu anda Türkiye’ye yönelik saldırıya karşı milli bir duyarlılık oluştu. Herkes darbeye karşı birlikte hareket etti. Bu birlikteliği bozacak her türlü hareketten kaçınmak gerekir. Türkiye birlik içinde FETÖ darbesi ile mücadele ederken ‘Yeni Anayasa’ talebi bu birliği bozar. 
Bu girişim Türkiye’ye sabotaj olur. Yaşanan darbe girişimi mevcut anayasadaki boşluklardan kaynaklanmadı” dedi.
Türkiye’nin birliğini bozmak için fırsat bekleyen çevreler olduğunu vurgulayan KORKMAZCAN, bu çevrelere alet olunmamasını istedi. KORKMAZCAN şunları söyledi: “Şu anda tek gündemimiz milli birlik ve bütünlüğümüzü korumak olmalıdır. İç ve dış terör odaklarının etkisiz kılmak için çalışılmalıdır. Bunu olumsuz etkileyecek, halk arasına nifak sokacak girişimlerden uzak durulmalıdır. Milli Anayasa hareketi olarak bu konudaki görüşlerimizi bir bildiri ile açıklayacağız.”

21 Temmuz 2016 Perşembe

HASAN KORKMAZCAN: "BU GÖREV, VATAN SAVUNMASIDIR"

VATAN PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI HASAN KORKMAZCAN; 15 TEMMUZ VAKIASI İLE İLGİLİ” MİLLETVEKİLLERİNE MEKTUP GÖNDERDİ
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan, Meclis'teki milletvekillerine mektup gönderdi. Korkmazcan mektubunda, "15 Temmuz 2016 günü TBMM'nin gösterdiği kahramanca direnişteki katkılarınız için sizi yürekten kutluyorum. Gerçekleştirilen tarihi görev, açık anlatımıyla vatan savunmasıdır" dedi.
(Ankara, 20 Temmuz 2016 Çarşamba & ulusalkanal.com.tr)
Vatan Partisi Genel Başkanı Yardımcısı Hasan KORKMAZCAN, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimiyle ilgili Meclis'e mektup gönderdi. Korkmazcan mektubunda, "15 Temmuz 2016 günü TBMM'nin gösterdiği kahramanca direnişteki katkılarınız için sizi yürekten kutluyorum. Gerçekleştirilen tarihi görev, açık anlatımıyla vatan savunmasıdır." dedi.
Yaşanan olayların basit bir darbe girişimi olmadığını vurgulayan Korkmazcan, yaşananların kapsamlı bir işgal saldırısı olduğunu belirtti. Korkmazcan, girişimin bütün bölgeyi hedef aldığını belirtti.
"KAPSAMLI BİR İŞGAL SALDIRISI: 
Milletçe bize yaşatılan korkunç felaket, basit bir darbe girişimi değildir. İşbirlikçi hainler eliyle yürütülen bu girişim, kapsamlı bir işgal saldırısıdır. Ne yazık ki yurdumuzda sahnelenme fırsatı bulabilen bu insanlık dışı saldırı, Türkiye'mizi, bölge ülkelerini ve emperyalizme karşı uyanan bütün halkları hedefe koyan insanlık dışı projenin bir uygulamasıdır. İşgal saldırısının asıl karar vericileri, Türk Milletinin varlığını, birliğini ve ülke bütünlüğünü savunurken, cephe cepheye geldiği saklanamayan, dost maskeli odaklardır. Bunlar devlet ve uluslararası kurum kimlikleriyle terör üssüne dönüşmekten utanmaz konuma düşmüşlerdir."
Milli güçlerin 15 Temmuz'daki darbe girşimiyle ilgili gerçeklerin bilincinde olduğunu belirten Korkmazcan, "Türk Milleti, hürriyet ve bağımsızlığın timsali olduğunu bir kere daha kanıtlamıştır" dedi.

12 Temmuz 2016 Salı

Avrupa Temsilciliğimiz, sözde ‘Ermeni Soykırımı Kararını’ Alman Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak itiraz başvurusunda bulundu.

'SOYKIRIM' KARARI YÜKSEK YARGIYA TAŞINDI
Avrupa Temsilciliğimiz, sözde ‘Ermeni Soykırımı Kararını’ Alman Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak itiraz başvurusunda bulundu. (Tarih:09-07-2016 12:52)
Avrupa Temsilciliğimiz, Federal Almanya Parlamentosu’nun uluslararası hukuku hiçe sayarak aldığı sözde ‘Ermeni Soykırımı Kararını’ Alman Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak itiraz başvurusunda bulundu.
Alman Meclisi’nin 2 Haziran 2016’da aldığı kararın geri alınmasını talep eden Avrupa Temsilciliğimiz yasalar tarafından tanınan bir aylık süre dolmadan, bireysel başvurularını Karlsruhe’deki Alman Anayasa Mahkemesi’ne ulaş- tırdı. Yüksek Mahkeme’ye itiraz başvurusunda bulunan, Prof. Hakkı Keskin (2005- 2009 Alman Meclisi Bundestag ve Avrupa Parlamenterler Konseyi Üyesi, Almanya Türk Toplumu TGD Kurucu Genel Başkanı), Beyhan Yıldırım (Vatan Partisi Avrupa Temsilcisi), Meram Tosun (Türkiye Gençlik Birliği TGB Almanya Genel Sekreteri), Dr. Murat Burhanoğlu (Vatan Partisi Avrupa Yürütme Kurulu Üyesi), ayrı ayrı yaptıkları başvurularda, Bundestag Kararı’nın Alman Anayasası’na ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu gerekçeleriyle sundular.
ALMAN ANAYASASI’NA AYKIRI
Yasalar gereği, avukatlar aracılığıyla yapılan bireysel başvurularda Alman Anayasası’nın 1., 2., 3. maddeleri ile uluslararası hukuka ve mahkeme kararlarına aykırı davranıldığı bildirildi. Başvurularda ayrıntılı gerekçeler sunularak, 2 Haziran 2016’da Alman Meclisi tarafından alınan “soykırımı” kararı ile 1948 Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Perinçek-İsviçre Davası Kararı’nın ihlal edildiği Yüksek Mahkeme’ye aktarıldı.
MECLİS BAŞKANININ AÇIKLAMASI DİLEKÇEDE
Başvurularda, Alman Meclisi Başkanı Prof. Norbert Lammert’in 2 Haziran 2016 tarihli Meclis oturumunda, “Meclislerin soykırım kararı alma konusundaki yetkisizliklerini” anlatan açıklaması hatırlatıldı. Başvuru dilekçelerinde şu ifadeler kullanıldı: “Ein Parlament ist keine Historikerkommission und ganz gewiss kein Gericht. - ‘Bir Parlamento, tarihçiler komisyonu değildir, kesinlikle mahkeme de değildir. (Prof. Norbert Lammert, 2 Haziran 2016, Alman Meclisi Başkanı’nın Sözde Ermeni Soykırımı Kararı öncesi Alman Meclisi Bundestag’da yaptığı açış konuşmasından).”
BERLİN EYALETİ ESKİ İÇİŞLERİ BAKANINA ATIF
Rus Devlet Arşivleri ile Ermeni devlet adamları ve tarihçilerinin de 1915 olaylarına ilişkin tespitlerinin paylaşıldığı başvurularda, Berlin Eyaleti Eski İçişleri Bakanı Dr. Ehrhart Körting’in oylamadan bir gün önce Tagesspiegel’de yayımlanan makalesi de şu cümlelerle hatırlatıldı: “Der Antrag ist antitürkisch und gefährdet den Inneren Frieden in Deutschland” ■ Önerge, Türk Karşıtıdır ve Almanya’nın İç Barışını tehdit ediyor.” (Dr. Ehrhart Körting, Tagesspiegel, 1 Haziran 2016).